Safkan Sürüş Tutkusu Direniyor: Amerika'da Her İki BMW M2'den Biri Manuel Satılıyor
Otomatik şanzımanların hız ve tur sürelerinde mutlak üstünlük kurduğu modern performans çağında, ABD pazarındaki BMW M2 alıcılarının yüzde 50'si bilinçli olarak 6 ileri manuel vites ve debriyaj pedalını tercih ediyor.
Çift kavramalı ve tork konvertörlü otomatik şanzımanların vites geçiş hızları ve pist sürelerinde tartışmasız üstünlük kurduğu bir dönemde, otomobil tutkunları mekanik bağ hissinden vazgeçmek istemiyor. BMW M departmanının en safkan ve kompakt temsilcisi olan M2, Amerika Birleşik Devletleri pazarında sürüş meraklılarının manuel şanzımana olan sadakatini somut satış verileriyle ortaya koydu. BMW M CEO'su Frank van Meel tarafından paylaşılan verilere göre, ülkede satılan her iki BMW M2 modelinden biri 6 ileri manuel vites kutusuyla teslim ediliyor.
Daha hızlı vites değiştiren, kalkış kontrolünü kusursuz yöneten ve pist koşullarında tur zamanlarını aşağı çeken 8 ileri tork konvertörlü otomatik şanzıman seçeneği bulunmasına rağmen, alıcıların tam yarısının bilinçli olarak üç pedallı kurulumu seçmesi otomotiv dünyasında nadir görülen bir tablo oluşturuyor. Arkadan itişli altyapı ile 6 ileri manuel şanzımanın bir araya getirdiği doğrudan mekanik kontrol, kompakt M modelini safkan sürüş zevki arayanların gözdesi haline getiriyor.
Kuzey Amerika pazarındaki bu yoğun talep, BMW'nin özel model stratejilerini de şekillendiriyor. Yalnızca debriyaj pedalıyla üretilen M3 CS Handschalter ve retro detaylarıyla öne çıkan M2 Turbo Design Edition gibi sınırlı üretim versiyonlar, piyasaya çıkar çıkmaz tükenen stoklarıyla bu ilginin kanıtı niteliğinde. Buna karşın manuel şanzıman seçeneği, Bavyeralı üreticinin gamında hızla daralan bir alana sıkışmış durumda. Güncel ürün ailesinde üçüncü pedal yalnızca standart M2, M3 ve M4 versiyonlarında sunulurken, dört tekerlekten çekişli xDrive modelleri sadece 8 ileri otomatik üniteyle kombine ediliyor.
Mekanik şanzımanların geleceği, tutkunların yüksek talebine rağmen teknik engellerle karşı karşıya bulunuyor. Giderek katılaşan emisyon normları, hibrit güç ünitelerine geçiş süreci, otonom sürüş destek sistemlerinin entegrasyonu ve yüksek tork değerlerini taşıyabilecek kompakt manuel aktarma organlarının sınırlı üretimi, mühendislerin işini zorlaştırıyor. Bazı yüksek performanslı modellerde motorun ürettiği tepe torku dizginlemek zorunda kalan manuel vites kutuları, tüm bu teknik sınırlamalara rağmen M2'de yakaladığı yüzde 50'lik tercih oranıyla sürüş tutkusunun salt teknik verilerden ibaret olmadığını kanıtlıyor.