Türkiye'de Sigorta Okuryazarlığı Sınıfta Kaldı: Poliçesini Anlayanların Oranı Yarıyı Geçemiyor
Türkiye'de toplumun sigorta okuryazarlığı 100 üzerinden 50,4 puanda kalırken, poliçe sahiplerinin neredeyse yarısı teknik terimler ve karmaşık hukuki dil nedeniyle haklarını tam olarak bilmiyor.
Finansal şoklara karşı kurumsal güvence araçlarını tercih etmek yerine geleneksel birikim yollarını seçen Türkiye'de, sigorta okuryazarlığı kritik eşikte seyrediyor. HDI Sigorta ile Veri Enstitüsü ortaklığında hazırlanan Türkiye'de Sigorta Okuryazarlığı Araştırması, toplumun sigorta bilgi düzeyinin 100 üzerinden yalnızca 50,4 puanda kaldığını ortaya koydu. Mevcut sigorta sahiplerinde dahi bu skor 55,1 seviyesinde kalarak sektördeki ciddi bilgi açığını gözler önüne serdi.
Araştırma bulgularına göre nüfusun yüzde 44,8'i düşük, yüzde 42,6'sı ise orta düzeyde sigorta okuryazarlığına sahip. İleri düzeyde bilgiye sahip olanların oranı ise yüzde 12,6 ile sınırlı kaldı. Beklenmedik riskler karşısında hanelerin yüzde 46'sı nakit birikimini, yüzde 45'i ise altın ve dövizi birincil kalkan olarak görüyor. Buna karşılık kurumsal teminat sunan sigorta ürünlerine yönelenlerin oranı yüzde 21'de, Bireysel Emeklilik Sistemi'ni (BES) tercih edenler ise yüzde 16'da kalıyor.
Sektörün en büyük yapısal engellerinden birini, poliçelerin anlaşılmaz dili oluşturuyor. Poliçe sahiplerinin yüzde 47'si evraklardaki şartları kavramakta zorlandığını belirtirken, kafa karışıklığının temel nedenleri teknik terimler (yüzde 33) ile ağır hukuki ifadeler (yüzde 22) olarak sıralandı. Tüketicilerin kavramakta en çok güçlük çektiği terimlerin başında yüzde 49 ile 'rücu' ve yüzde 38 ile 'zeyilname' geldi. Poliçe yaptırmayan kesimde ise yüzde 44 ile bütçe kısıtı ve yüzde 43 ile yüksek prim maliyeti öne çıktı.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren HDI Sigorta CEO'su Firuzan İşcan, Türkiye'de sigortacılığın milli gelire oranının yaklaşık yüzde 2,7 seviyesinde kaldığına ve bunun gelişmiş ekonomilere kıyasla ciddi bir koruma açığı yarattığına işaret etti. Trafik sigortası alan birçok sürücünün kendi aracının da koruma altında olduğunu sandığını belirten İşcan; 20-30 sayfayı bulan poliçelerin, muafiyet ve eksik sigorta gibi teknik kavramların tüketicide çekingenlik yaratarak satın alma kararını ertelettiğini vurguladı. Şirket, bu tablo karşısında yeni dönem stratejisini 'süreçleri ve dili sadeleştirme' ekseninde konumlandırdı.
Piyasa Notu: Poliçelerdeki karmaşık dil ve yüksek prim algısı nedeniyle tasarruf sahipleri risk yönetiminde sigorta yerine döviz ve altına sığınmayı sürdürüyor; bu durum olası büyük hasarlarda hanehalkı bilançolarının doğrudan sarsılmasına ve ülkedeki sigorta koruma açığının büyümesine yol açıyor.