Brüksel'de Kritik Zirve: Türk İş Dünyasından AB'ye 'Made with Europe' Çağrısı
Brüksel'deki Türkiye-AB İş Zirvesi'nde bir araya gelen iş dünyası ve diplomasi temsilcileri, Avrupa'nın yeni korumacı politikalarına karşı çıktı ve Türkiye'nin dışlandığı bir sanayi ekosisteminin zayıflayacağı uyarısında bulundu.
Brüksel'de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) ortaklığıyla düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi'nde ana gündem, AB'nin artan korumacı politikaları ve 30 yıllık Gümrük Birliği'nin geleceği oldu. Türk iş dünyası ve ticaret diplomasisi, kamu alımları ile sübvansiyonlarda yerel üretime öncelik veren 'Made in EU' yaklaşımına karşı, Türkiye'yi de kapsayan 'Made with EU' (Avrupa ile Birlikte Üretilmiştir) modelinin benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
DEİK Başkanı Nail Olpak, açılışta yaptığı konuşmada Gümrük Birliği'nin mevcut yapısıyla günümüz ihtiyaçlarına yanıt veremediğine işaret ederek, çerçevenin güncellenmesinin hizmetler, e-ticaret, kamu alımları ve tarımda yeni kapılar açacağını ifade etti. Otomotiv sanayisinin artık çip, batarya, kritik ham maddeler ve yazılıma dayandığını belirten Olpak, Türkiye'de üretilen ürünlerin yeni kota ya da engellerle karşılaşmadan Avrupa sanayi ekosisteminin parçası kabul edilmesinin Avrupa'nın kendi dayanıklılığı ve rekabet gücü açısından zorunlu olduğunu aktardı.
Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, Türkiye olmadan AB'nin endüstriyel gücünün eksik ve zayıf kalacağını dile getirdi. Grubun AB ile ticaret hacminin 16 milyar doları ihracat, 10 milyar doları ithalat olmak üzere 26 milyar dolara ulaştığını kaydeden Çakıroğlu, otomotivdeki derin entegrasyona dikkat çekti: Geçtiğimiz yıl Türkiye'de üretilen 1,4 milyon aracın yüzde 70'i Avrupalı üreticiler tarafından imal edilirken, AB'den Türkiye'ye 800 bin araç ihraç edildi. İki taraf arasındaki toplam 54 milyar dolarlık otomotiv ticaretinin dengeli yapısını hatırlatan Çakıroğlu, Türkiye'nin Çin için bir 'arka kapı' olduğu iddialarını da yalanladı; Çin'in Türkiye'deki doğrudan yatırımının 3 milyar dolar, AB'deki varlığının ise 117 milyar dolar olduğunu kaydetti.
Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu ise son 30 yılda ikili ticaretin 23 milyar dolardan 233 milyar dolara çıktığını ancak en büyük hayal kırıklığının Gümrük Birliği'nin modernizasyonunda yaşanan duraksama olduğunu belirtti. Avrupa Komisyonu'nun yetki talep etmesinin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine karşın resmi müzakerelerin başlatılamamasını eleştiren Tuzcu; Net Sıfır Sanayi Yasası, yeni çelik rejimi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) entegre değer zincirlerini riske attığını vurguladı. Tuzcu, dijital ticaret, ortak standartlar, kamu alımları ve yeşil dönüşümü kapsayan 6 maddelik stratejik öncelik sundu.
Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan da Türkiye'deki araç üretiminin parça ve bileşenlerinin yarısından fazlasının AB'den ithal edildiğine dikkat çekerek, Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi kapsamında Türkiye'nin en başından itibaren sürece dahil edilmesi gerektiğini kaydetti. DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Avrupa'nın değer zincirleri içerisinde yeni sınırlar çizerek büyüyemeyeceğini, şirketlerin halihazırda birlikte çalıştığı ekonomik alanın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa İş Zirvesi Genel Sekreteri Anthony Gooch Galvez, 220 milyar avroluk devasa ticaret hacmine karşın hizmet sektörü ticaretinin 42 milyar avroda kalmasını kaçırılmış bir fırsat olarak nitelendirdi. Galvez, savunma ve güvenlik sanayisi başta olmak üzere pragmatik adımlarla ortaklığın güncellenmesi çağrısında bulundu.
Piyasa Notu: Gümrük Birliği'nin modernizasyonu ve SKDM uyumu, Türkiye'nin ihracat lokomotifi olan otomotiv, beyaz eşya ve çelik sektörlerindeki şirketlerin orta-uzun vadeli kârlılığı ve BIST sanayi endeksi şirketlerinin AB pazarındaki pazar payı açısından belirleyici olmaya devam ediyor.