Haber, veri ve hesaplama
BIST 100

11.688,95▼ -%0,92

Dolar

49,47 ₺▲ +%0,04

Euro

55,61 ₺▲ +%0,17

Gram Altın

6.575,95 ₺▲ +%0,30

Ons Altın ($)

4.133,14 $▲ +%0,18

Bitcoin

83.438 $▲ +%2,33

Brent Petrol

107,13 $▼ -%0,42

Ekonomi

Beyaz Saray'ın Küresel Enerji Kuşatması: Venezuela'dan Grönland'a 'Donroe Doktrini'

Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde devreye soktuğu dış politika hamleleri, Panama Kanalı'ndan Arktik madenlerine ve Venezuela'nın devasa petrol havzalarına kadar doğrudan küresel enerji ve ticaret yollarını denetim altına almayı hedefliyor.

Washington yönetimi, enerji kaynaklarına erişim ve kritik tedarik zincirlerinin kontrolü için ekonomik yaptırımlardan askeri müdahalelere uzanan agresif bir doktrini sahaya sürüyor. 20 Ocak 2025'te göreve başlar başlamaz "Ulusal Enerji Acil Durumu" ilan eden ABD Başkanı Donald Trump, "Drill, baby, drill" mottosuyla kurduğu Ulusal Enerji Hakimiyeti Konseyi üzerinden hamlelerini sınır ötesine taşıdı.

Bu stratejinin en sert yansıması, dünyanın kanıtlanmış en büyük petrol rezervine ev sahipliği yapan Venezuela'da görüldü. ABD güçlerinin 3 Ocak'ta düzenlediği operasyonla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores gözaltına alınarak ABD'ye nakledildi. Operasyonun hemen ardından Trump, yaklaşık 303 milyar varillik rezerve sahip ülkenin petrol altyapısının Amerikan şirketlerince yeniden yapılandırılacağını ve sektörün ABD denetimine geçeceğini duyurdu. Küresel petrol rezervlerinin yaklaşık beşte birine hükmeden Venezuela adımı, Beyaz Saray'ın enerji arz güvenliğini doğrudan güç kullanma aracı olarak gördüğünü ortaya koydu.

Kuzey Kutbu'nda ise hedef Grönland oldu. Danimarka'ya bağlı özerk adanın kontrolünün ABD'ye geçmesi gerektiğini savunan Trump, ulusal güvenlik çıkarları ile Rusya ve Çin'in Arktik'teki varlığını gerekçe gösterdi. Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, "Kimseye ait değiliz, kendi geleceğimizi kendimiz belirliyoruz" yanıtını verse de Washington bölgedeki askeri varlığını genişletecek adımları attı. Ekim ayında adada kapsamlı petrol, doğal gaz ve kritik maden arama çalışmalarının başlayacağını duyuran Trump yönetimi, stratejik maden kaynakları üzerindeki ısrarını koruyor.

Benzer bir nüfuz mücadelesi Panama Kanalı'nda da yaşanıyor. Atlantik ve Pasifik arasındaki kritik su yolunun yeniden ABD denetimine girmesini isteyen Trump'ın çağrısı Panama Devlet Başkanı Jose Raul Mulino tarafından reddedildi. Buna karşın, kanal limanlarını 1997'den beri işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison iştiraki Panama Ports Company'nin sözleşmelerinin Panama Yüksek Mahkemesince anayasaya aykırı bulunması, bölgedeki jeopolitik rekabetin ticari hatlara doğrudan yansıdığını gösterdi.

Energy Aspects Jeopolitik Araştırmalar Bölümü Başkanı Richard Bronze, Washington'ın attığı bu adımların Batı Yarımküre'de geleneksel Monroe Doktrini'nin güncellenmiş bir versiyonu olan gayriresmi "Donroe Doktrini"ne işaret ettiğini belirtiyor. Bronze, kaynaklar üzerinde açık kontrol sağlama politikasının tarihsel emperyalizm riskleri taşıdığı uyarısında bulunurken, Venezuela'da yerel meşruiyet krizleri ve yeni istikrarsızlıklar yaratabileceğini ifade ediyor. Bronze ayrıca Ukrayna'daki maden müzakereleri ya da Rusya'dan dizel alımı gibi dönemsel pazarlıkların, ABD'nin ve geleneksel müttefiklerinin uzun vadeli hedeflerine gölge düşürebileceğine işaret ediyor.

Piyasa Notu: ABD'nin petrol ve kritik maden arzını kontrol altına alma girişimleri, küresel emtia fiyatlarında orta vadeli oynaklığı artırırken enerji piyasalarında jeopolitik risk priminin uzun süre yüksek kalacağına işaret ediyor.

Paylaş:
Trump'ın Küresel Enerji Stratejisi: Venezuela ve Grönland Planı | ParaPazarı