TCMB'den Fon Tasfiyeleri Analizi: Şirketlerin 116 Milyar Liralık Kaynağında Risk Dengesi
TCMB araştırması, tasfiye sürecindeki fonlarda yaklaşık 3 bin reel sektör şirketinin 116 milyar liralık kaynağının bulunduğunu, ancak yüksek risk taşıyan firmaların genel ekonomi içindeki ağırlığının sınırlı kaldığını ortaya koydu.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde yayımlanan Merkezin Güncesi blogunda yer alan son analiz, olağanüstü fon tasfiyelerinin şirketler kesimi üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. TCMB Yapısal Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğü bürokratları Kadir Gürci ve Ünal Seven tarafından hazırlanan çalışmaya göre, 15 Eylül 2026 itibarıyla yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının tasfiye kapsamındaki yatırım fonlarında 116 milyar liralık varlığı bulunuyor.
Söz konusu tutarın 57 milyar liralık kısmını para piyasası fonları oluştururken, kalan bakiye hisse senedi ve diğer yatırım fonlarında dağılıyor. Alt limit olmaksızın bakıldığında tasfiyeye konu fonlarda bakiyesi bulunan firma sayısı 4 bin 500'e, toplam büyüklük ise 116,2 milyar liraya ulaşıyor. Fonlarda kaynağı kalan şirketler Türkiye'deki reel sektör aktiflerinin yüzde 1,2'sini, toplam cironun yüzde 0,9'unu ve kayıtlı istihdamın yüzde 0,6'sını temsil ediyor.
Araştırma, şirketlerin fonlardaki yatırımlarını dönen varlıklarına oranlayarak yaptığı maruziyet analizinde sistemik bir risk yoğunlaşması tespit etmedi. Fon yatırımları dönen varlıklarının yüzde 50'sini aşan yüksek maruziyetli şirket grubu, genel ciro ve istihdam pastasından yalnızca on binde 3 pay alıyor. Bu kümenin ticari kredilerdeki payı ise on binde 2 seviyesinde kalıyor. Öte yandan satışlarının yüzde 5'inden fazlasını bu şirketlere yapan tedarikçiler istihdamın yüzde 1,2'sini, cironun da yüzde 1,5'ini karşılıyor.
Tasfiye sürecinin işletme sermayesi baskısı yarattığı dönemde şirketlerin bankacılık kanalından kopmadığı belirlendi. Haftalık veriler incelendiğinde, fonlarda parası kilitlenen şirketlerin kısa vadeli TL kredi kullanım oranının genel kredi hacmi içindeki payının arttığı ve finansmana erişimin kesintisiz sürdüğü vurgulandı. Şirketlerin katlandığı kredi maliyetlerinde de genel ortalamaya kıyasla istatistiksel bir sapma görülmedi.
Analizde, Merkez Bankası'nın 1 Ekim 2026 tarihinde likidite yönetimini ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla attığı adımların, şirketlerin finansman kanallarını açık tutmasında belirleyici rol oynadığı kaydedildi.
Piyasa Notu: Fon tasfiyelerinde kalan sermaye kurumsal nakit akışını zorlasa da bankacılık kanalının likidite desteğini sürdürmesi, zincirleme bir temerrüt dalgasının ve reel sektör geneline yayılan sistemik bir tıkanmanın önüne geçildiğini gösteriyor.