TCMB Faiz Kararı Öncesi Kritik Denge: Döviz Kuru ve Tahvil Talebi
TCMB'nin 22 Ekim toplantısı öncesinde faiz indirimi ile pas geçme ihtimalleri piyasayı ikiye bölerken, yabancı sermayenin tahvil ilgisi ve döviz kurundaki hassas denge kritik rol oynuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 22 Ekim Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yaklaşırken, piyasalarda faiz kararına ilişkin beklentiler iki ana senaryo etrafında şekilleniyor. Enflasyon görünümünün yüzde 30 bandının altına gerilemesi faiz indirimi beklentilerini canlandırsa da piyasa aktörleri 100 baz puanlık bir indirim ile faizin sabit tutulması ihtimali arasında bölünmüş durumda.
Rezervlerde Toparlanma, Yabancı Girişinde Tahvil Ağırlığı
Son dönemde yabancı sermaye hareketlerinde hisse senedi piyasası ile borçlanma araçları arasındaki ayrışma dikkat çekiyor. Verilere göre yabancı yatırımcılar geçtiğimiz hafta 248,2 milyon dolarlık net hisse satışı gerçekleştirirken, 451,1 milyon dolarlık devlet iç borçlanma senedi (DİBS) alımı yaptı. Borsa kanadındaki sermaye çıkışına karşılık tahvil tarafına yönelen yabancı girişleri, reel faiz getirisinin cazibesini koruması açısından kritik önem taşıyor.
Öte yandan TCMB'nin brüt rezervleri altı haftalık aranın ardından toparlanma kaydederek 167,4 milyar dolardan 171,6 milyar dolara yükseldi. Swap hariç net rezerv büyüklüğü ise 44,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rezerv tamponu piyasaya güven verirken, Dolar/TL kurunun 49,52 seviyelerinde seyrettiği ortamda kur oynaklığının kontrol altında tutulması hedefleniyor.
Döviz Kuru ve Beklentilerde Hassas Eşik
Uluslararası finans kuruluşu BBVA tarafından yayımlanan değerlendirme notunda, Türk lirasında kontrollü bir değer kaybına izin verilmesinin orta vadede daha sert düzeltme risklerinin önüne geçebileceği ifade edildi. Buna karşın kurdaki ani hareketlerin maliyet enflasyonunu ve döviz tevdiat hesaplarına (DTH) yönelimi hızlandırabileceği endişesi, faiz kararında temkinli adımları öne çıkarıyor.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 23,89 seviyesinde gerçekleşirken, yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 35-36 bandında yoğunlaşıyor. Merkez Bankası'nın 22 Ekim'de vereceği karar, hem yabancı yatırımcının tahvil talebini sürdürmesi hem de dezenflasyon sürecinin kur şoklarından korunması bakımından belirleyici bir dönüm noktası olacak.
Piyasa Notu: Hisseden çıkan yabancı sermayenin DİBS tarafında kalabilmesi için reel faiz dengesinin korunması gerekiyor; bu durum Merkez Bankası'nın olası faiz indirim adımlarında son derece temkinli kalacağını işaret ediyor.