TCMB Döviz Dönüşüm Desteğinde Kuralları Değiştirdi: 1 Ekim'de Yeni Dönem Başlıyor
Merkez Bankası'nın ihracatçı ve üretici firmalara sunduğu döviz dönüşüm desteğinde döviz almama taahhüdü kaldırıldı; yeni model 1 Ekim'den itibaren katma değer ve bilanço rasyolarına göre işleyecek.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yurt dışı kaynaklı döviz gelirlerinin Türk lirasına dönüştürülmesini teşvik eden destek mekanizmasında kapsamlı bir revizyona gitti. 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe girecek yeni uygulama talimatıyla birlikte, firmaları zorlayan döviz almama taahhüdü uygulamadan kaldırıldı. Yeni dönemde destekten faydalanma kriterleri, şirketlerin yarattığı katma değer ve döviz pozisyon oranına bağlandı.
Yeni düzenlemeye göre, bir şirketin destek kapsamında satabileceği yıllık döviz tutarı, Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine dayanan yıllık faaliyet kârı ile Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarındaki 12 aylık iş gücü maliyetinin toplamından oluşan katma değeri aşamayacak. Döviz taahhüdünün yerini alan yeni rasyo kuralına göre ise firmanın likit döviz varlıklarının net satış hasılatına veya aktif büyüklüğüne oranının azami yüzde 10 olması şartı aranacak. Bu oran, yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından hazırlanan 15 gün geçerli bildirim formuyla belgelenecek.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Finansal İstikrar Komitesinde ele alınan hususların TCMB tarafından hayata geçirildiğini belirterek, sistemin daha esnek, sade ve sahadan gelen taleplerle uyumlu kurgulandığını ifade etti. Şimşek, düzenlemenin reel sektörün üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini doğrudan gözettiğini vurguladı.
Düzenleme, doğrudan ihracat yapmayıp ihracatçıya mal tedarik eden üreticileri de kapsama aldı. Aracı ihracatçı üzerinden satış yapan tedarikçiler, kendi limitleri çerçevesinde destek ödemesini doğrudan hesaplarına alabilecek. Süreçte denetim ve operasyonel rolü artırılan aracı bankalara ise sağlanan destek tutarı üzerinden en fazla yüzde 1 komisyon tahsil etme yetkisi tanındı.
Piyasa Notu: Katı taahhütlerin yerini bilanço rasyolarına bırakması, ihracatçıların kur korumalı veya teşvikli TL likiditeye erişimini kolaylaştırırken, piyasadaki döviz arzının zorlama yerine ekonomik rasyolar üzerinden artırılmasını amaçlıyor.