Tahvil Piyasasındaki Şok Dalga Küresel Borsaları Vurdu: Gözler Kritik Veri Haftasında
Tarihi zirvelere tırmanan küresel tahvil getirileri ve tırmanan petrol fiyatları dünya borsalarında satış dalgasını tetiklerken, yatırımcılar yeni haftada açıklanacak kritik enflasyon ve merkez bankası verilerine kilitlendi.
Dünya genelinde tırmanan enflasyonist riskler ve merkez bankalarının sıkı para politikası adımları, tahvil piyasalarında tarihi bir satış baskısını beraberinde getirdi. ABD'de 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,34 ve 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,69 ile 2002 yılından bu yana en yüksek seviyelere tırmanması, küresel hisse senedi piyasalarında risk iştahını sert şekilde frenledi. Tahvil getirilerindeki bu sıçrama borçlanma maliyetlerini yukarı çekerken, haftanın son işlem günlerinde dengelenme çabası görülse de küresel piyasalardaki temkinli duruş korundu.
Getirilerdeki sert yükseliş ve Fransa merkezli mali kaygıların avro üzerindeki zayıflatıcı etkisi, dolar endeksini 102,2 seviyesine taşıyarak Nisan 2025'ten bu yana en güçlü noktasına ulaştırdı. Doların değer kazanması ve tahvil getirilerindeki sıçrama, emtia piyasasını da sarstı; altının ons fiyatı haftalık bazda yüzde 3,4 kayıpla 4 bin 141 dolara kadar çekildi. Enerji cephesinde ise jeopolitik risklerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı haftayı yüzde 3,5 artışla 102,3 dolardan kapattı. ABD ve G7 ülkelerinin enerji piyasalarını dengelemek adına 100 milyon varillik rezervi serbest bırakma kararı da petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü haftalık eğilimi tamamen kıramadı.
ABD iş gücü piyasasından gelen son veriler ise Fed'in faiz patikasına ilişkin beklentileri yeniden şekillendirdi. Eylül ayında tarım dışı istihdam 29 bin kişiyle beklentilerin belirgin şekilde altında kalırken, işsizlik oranı yüzde 4,2'ye yükseldi. Bu tablo, piyasada Fed'in ekim ayında faiz artırma ihtimalini yüzde 23 seviyesine geriletti. New York borsasında karışık bir kapanış görülürken, Dow Jones yüzde 1,26 ve S&P 500 yüzde 0,27 değer kaybetti, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksi ise yüzde 0,45 prim yaptı.
Avrupa ve Asya borsaları da tırmanan enerji maliyetleri ve faiz baskısından olumsuz etkilendi. Avro Bölgesi'nde yıllık enflasyonun yüzde 3,8 ile son 3 yılın zirvesine oturması sonrası Fransa'da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,96'ya, İngiltere'de ise 30 yıllık getiri yüzde 6'nın üzerine çıktı. Bu gelişmelerle Fransa'da CAC 40 yüzde 2,24, İngiltere'de FTSE 100 yüzde 2,18 ve Almanya'da DAX 40 yüzde 0,70 geri çekildi. Asya tarafında ise Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi 1995 yılından bu yana ilk kez yüzde 3,11'e ulaştı; Çin ve Hong Kong borsaları haftayı kayıpla tamamlarken Japonya'da Nikkei 225 teknoloji hisseleri öncülüğünde yüzde 2,93 yükseldi.
Yurt içinde Borsa İstanbul, küresel satış dalgasının ve iç piyasa dinamiklerinin etkisiyle sert bir düşüş kaydetti. BIST 100 endeksi haftayı yüzde 4,88 değer kaybıyla 12.270,18 puandan tamamlarken, Dolar/TL kuru yüzde 0,35 primle 49,1285 seviyesine çıktı. Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasfiye sürecindeki portföy yönetim şirketlerine ait fonlara yönelik yatırımcı başına 1 milyon TL'lik ara ödeme adımı ile ekonomi yönetiminin sistemsel riskleri sınırlamaya dönük kararlı mesajları haftanın ana gündem maddeleri arasında yer aldı.
Gelecek hafta piyasaların ana gündem maddeleri yoğun bir veri trafiğine sahne olacak. Yurt içinde pazartesi günü açıklanacak eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi verisi öne çıkıyor. Ekonomistlerin ortalama beklentisi eylülde TÜFE'nin yüzde 2,18 artacağı ve yıllık enflasyonun yüzde 31,51'den yüzde 30,16'ya gerileyeceği yönünde şekilleniyor. Yurt dışında ise Fed ve ECB toplantı tutanakları, ABD hizmet sektörü PMI ve Almanya sanayi üretimi verileri küresel faiz beklentilerine yön verecek.
Piyasa Notu: Tahvil getirilerinin 20 yılı aşkın zirvelerde seyretmesi hisse senetleri üzerindeki iskonto baskısını artırırken, içeride açıklanacak enflasyon verisi TL varlıkların kısa vadeli getiri rotasını belirleyecek.