Hürmüz Boğazı'nda Tıkanan Enerji Koridoru: Körfez İhracatında 50 Milyar Dolarlık Fatura
Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik krizi küresel petrol akışının kalbinde derin çatlaklar açarken, Körfez ekonomilerine ilk ayda maliyeti 50 milyar doları aştı; bölge ülkeleri boru hatları ve alternatif rotalar için zamana karşı yarışıyor.
Tahran yönetiminin 28 Şubat sonrasında Hürmüz Boğazı'nı tek taraflı kapatma kararı, dünya petrol arzının beşte birini sağlayan Orta Doğu enerji koridorunu derinden sarstı. Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) verileri, boğaza bağımlı üreticilerin toplam ihracatının günlük 12,3 milyon varilden 7,8 milyon varile gerilediğini ortaya koyuyor. Yüzde 36,4'e ulaşan bu daralma, Körfez ekonomilerine salt petrol gelirlerinde 15,2 milyar dolarlık kayıp yaşatırken, tüm sektörler hesaba katıldığında ilk aydaki toplam fatura 50 milyar dolar barajını aştı.
Hürmüz kilidini aşma mücadelesi bölge ülkeleri arasında belirgin bir ayrışmaya yol açtı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre Kuveyt, Katar ve Bahreyn açık deniz dışında hiçbir kara rotasına sahip olmadıkları için şokun merkezinde kaldı. Günlük 2,6 milyon varillik üretim kapasitesi mayıs ayında 573 bin varile kadar gerileyen Kuveyt, depolama sahaları dolunca üretimi kısmak zorunda kaldı. Eylül ayı itibarıyla günlük 1 milyon varillik ihracata ulaşılsa da kriz öncesinin yüzde 36 gerisinde kalan ülke, Suudi Arabistan üzerinden geçecek yeni transit boru hatlarını tartışıyor.
Krizin sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) cephesindeki faturası ise doğrudan Katar'a kesildi. Gazın boru hatlarıyla taşınamaması nedeniyle Ras Laffan tesislerindeki üretimi asgari seviyeye çeken Katar, 2026 ihracat projeksiyonunda yaklaşık 30 milyon tonluk açıkla karşılaştı. Alternatif boru hattı planlamadıklarını belirten Katar yönetimi, Umman Denizi'ne yeni sıvılaştırma tesisleri kurmanın ekonomik mantığı bulunmadığı gerekçesiyle diplomasiden medet umuyor.
Bahreyn tarafında ise 5 Nisan'da Sitra'daki BAPCO rafinerisine düzenlenen dron ve füze saldırıları fiziki altyapıda yangınlara ve tank hasarlarına yol açtı. Günlük 400 bin varili aşkın kapasiteye sahip rafineri, ihracat yollarının kapanması ve depolama alanlarının tahrip olması sebebiyle asgari üretim modunda çalıştırılıyor.
Altyapı yatırımlarını önceden devreye alan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise krizi en kontrollü yöneten aktör oldu. Abu Dabi'deki Habşan sahalarını Umman Körfezi'ndeki Füceyre Limanı'na bağlayan 360 kilometrelik ADCOP hattı sayesinde günlük 1,5 ila 1,8 milyon varil petrol doğrudan boğaz dışına taşınıyor. Füceyre hattının kapasitesini iki katına çıkarmaya hazırlanan Abu Dabi, 2027'ye kadar günlük 5 milyon varil üretime ulaşmayı planlıyor.
Suudi Arabistan'ın alternatif arayışı ise Kızıldeniz'deki çatışma hattına takıldı. Hürmüz'ü devre dışı bırakmak amacıyla günlük 7 milyon varil kapasiteli 1200 kilometrelik Doğu-Batı Boru Hattı (Petroline) üzerinden Yanbu Limanı'na yönlendirilen sevkiyatlar, 11 Eylül'de Yemen'deki Husilerin pompa istasyonlarını hedef almasıyla durdu. Yanbu yüklemeleri kesilince Saudi Aramco Avrupalı müşterilerine taahhüt ettiği ekim ayı teslimatlarını iptal etti ve petrolü mecburen yeniden Hürmüz rotasına sürdü. Eylül ayında Hürmüz geçişli Suudi sevkiyatı günlük 2,9 milyon varile sıçradı. Düşük basınçla çalışan hatta tam kapasiteye dönüşün 6 ila 8 haftayı bulması bekleniyor.
Sohar, Duqm ve Salalah gibi doğrudan Umman Denizi'ne bakan limanlara sahip olan Umman, Hürmüz kıskacının dışında kalarak süreci lojistik bir avantaja çevirdi. Umman limanları, diğer Körfez üreticileri için açık denizde gemiden gemiye transfer noktası olarak hayati bir role büründü.
Piyasa Notu: Darboğazın uzaması, küresel rafineri marjları üzerindeki maliyet baskısını artırırken petrol ve LNG türev piyasalarında jeopolitik risk priminin uzun süre yüksek kalacağına işaret ediyor.