Alman Belediyelerinde Tarihi Bütçe Açığı: 1990'dan Bu Yana En Kötü İlk Yarı
Almanya'da yerel yönetimlerin mali dengesi personel, faiz ve sosyal yardım maliyetleriyle sarsıldı; belediyeler 2026'nın ilk yarısında 20,1 milyar avro açık vererek iki Almanya'nın birleşmesinden bu yana en yüksek açığı kaydetti.
Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), yerel yönetimlerin mali dengesine ilişkin öncü verileri yayımladı. Açıklanan rakamlara göre, belediyeler ve belediye birlikleri bu yılın ilk altı aylık döneminde 20,1 milyar avroluk bütçe açığı verdi. Bu miktar, Doğu ve Batı Almanya'nın birleştiği 1990 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek ilk yarı açığı oldu.
Ortaya çıkan devasa açığın 20 milyar avroluk ana gövdesi doğrudan belediyelerin temel bütçelerinden kaynaklanırken, kalan 100 milyon avroluk pay bütçe dışı fonlardan geldi. Yükselen borçlanma faizleri, artış gösteren sosyal yardım ödemeleri ve personel giderleri, bütçeler üzerindeki baskıyı tırmandıran temel kalemler oldu.
Veriler, yerel yönetimlerin hem gelir hem gider tarafında önceki yıla kıyasla belirgin bir yavaşlama olduğunu gösteriyor. Belediyelerin düzeltilmiş giderleri yüzde 2,7 yükselişle 204,1 milyar avroya çıkarken, düzeltilmiş gelirleri yüzde 3 artışla 184 milyar avro seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde giderlerde yüzde 6,9, gelirlerde ise yüzde 6 oranında artış kaydedilmişti. Yerel yönetimlerin net vergi gelirleri ise yalnızca yüzde 0,9 artarak 57,3 milyar avro düzeyine ulaşabildi.
Belediye bütçelerindeki bu sert bozulma, genel ekonomik görünümdeki kısmi iyileşmeye rağmen gerçekleşti. Savunma ve altyapı fonlarından yapılan harcamalar ile toparlanan ihracat, Alman ekonomisine ivme kazandırmış durumda. Önde gelen ekonomik araştırma enstitüleri, hükümet için hazırladıkları sonbahar raporunda yıl geneli büyüme tahminini yüzde 0,6'dan yüzde 1,3'e revize etmişti. Ancak makro düzeydeki bu canlanma henüz yerel yönetimlerin kasasına yansımış görünmüyor.
Piyasa Notu: Avrupa'nın lokomotif ekonomisinde yerel yönetimlerin derinleşen mali açıkları, ilerleyen dönemde kamu yatırımlarında kısıntılara veya yerel vergi artışlarına yol açarak iç talep üzerinde baskı oluşturabilir.